8 Ekim 2009 Perşembe

YENİ ENERJİLER ÖNCESİ KENDİMİZE BİR NEVİ BAYRAM TEMİZLİĞİ :)



YENİ ENERJİLER ÖNCESİ KENDİMİZE BİR NEVİ BAYRAM TEMİZLİĞİ :)

Nasil bayram oncesi ev temizlersek bir kerede kendimizi düşünüp kendimizi temizleyelim.

en önemli evimiz bilincimiz... temizliyelim nasılmi?

Once copleri atalim, yillardir bosyere yaptigimiz takintilar, eski ye olan bagimiz keselim gitsin….suandayiz unutmayalim...

Sonra giymediklerimizi, kullanmadıklarımızı atalim, yada verelim evde yer acalim...kullanmadiginiz herseyi vermeyi deneyin ..baskalarinin daha cok ihtiyacinada yarar...

Sonra bedenimizdeki kirlilikleri atalim..

İslam orucunu tutmayanlarbir gunlugune yoga orucunu deneyelim....haftada yada ongunde bir sadece sıvı besin...24 saat boyunca.meyve suyu, su, cay,boza.. gazlı ve alkolsuz tum icecekler..hayvansal icecek sut coktan secmeli...sonra soda icelim mineral alalım bolca hayvansal gidayi az tuketelim..bir nevi detoks yapalimmmm vucudumuz rahatlasin ve yer acilsin ki yeni enerjiler gelsin...

Enerji fazlamizi atalim...

Kosalim, cosalim, dans edelim, mumkun oldugunca evde , iste, sokakta ciplak ayak yuruyelim ki bizde suresi dolan enerji gitsin dunyaya karissin,...yikanalim, bulasik yikayalim, su ile ugrasalim ki su bizi notr lesin...

İstemediklerimizi atalim...

Unutmayalim sizin istemediginiz birseyi kuantum mantiginda da zaten yoketmissiniz demektir...o zaman yer kaplamasin..kopmak istediginiz kisiler mi, isinizden ayrilmak mi...hepsi..

siz yeniye donuk isteginizin dusuncesi ile zaten bir sekilde onu yarattiniz, karsiniza cikmamasi, kaplayacak yerinin olmamasi demektir...

Bu yerleri bosaltinki yenisinin gelip yerlessin...yoksa evren onu sizin icin tutar takiiiii bunu anlayana dek...

Eskileri atmassaniz yenisi gelmez..........

BILINC ALTIMIZI YENIDEN SEKILLENDIRELIM

Kesin kaza geciricez,

Galiba hastayim

Basim agriyor

Kanser ettin beni

Gec kalicam

Sisli tikali sahilden gidelimmi (her taksicinin dedigi kelime, cevabim hep sudur,,,bence acik..ve hep acik cikar...)

Ivır zivir tarzi yakarmalari atalım....

Ay kurtulaliiimmmmm.....

Beyin bir bilgisayar gibidir......

Dusunun bir bebek tanri bilinci ile gelmekte ve herseyi burda ogrenmekte...

Bu minik bebeğe once yemek yemeyi ogretirsin sonra yemegin yenilebilecek birsey oldugunu anlar yada...

Bin turlu ornek yani hic bir sonuc verileri girilmedigi surece aksiyona donusup ortaya cikmaz yada Einstein'ın bizlere en buyuk hazine formulu e=mc2

(kütlenin (m), yüksek değerdeki enerjiye (E) eşitliği ışık hızının karesidir (c2))...aslında mantıkta ve kuantımda hersey bu sekilde yer alır...."zamanda yer kaplama"

O yuzden harddiski temizlemeye baslayalimmmm...

Reset gerektirmeden, zihin nasilmi temizlenir...bircok yolu ve bu yolda bize bir cokyol gosterecek bircok öğretiye sahibiz birini seçin...siz yeterki isteyin....temizlikçiler gelir ::)))))

YENI DAVETIYELER YOLLAYALIM

Kendimizde istedigimiz

Dunyamiz icin istediklerimiz

Sevdiklerimiz ve hayat icin istediklerimiz

Bol sevgi ve bolluk icin yeni cici davetiyeler yollayalim kendimize ...

Guzel bir oyun...kendimize hatta mail bile yazabiliriz.

Unutmayalimmm......yollanmayan hic bir sey geri gelmez bumerang olayi..

Enerjiyi yaratip yollayin..ne kadar uzaga yollamaniz bile sizin elinizde..

"Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızli geliyor."

Demiş Albert Einstein !!

Yani zaten goreceksin bari endiseyi bırak keyfini yaşaaaaa J

Sevgi ve ışıkla

20 Haziran 2009 Cumartesi

Bu senin dünyan aslında bütün mesele bu...

Hayatın anlamında saklı olan bir kavram var; bir şeyi istediğin gibi yaparsan bütün olaylar istediğin gibi sonuclanır. Ama bir türlü o iki düşünceyi ayıramazsın, işin içinde “süphe” olursa “olmaz” dersin ama birde bakmışsın daha önceleri olmayacak dediğin şeyler zaten gerçekleşmiş. Çünkü bunun farkındasın “boşuna korktuğunun”… Zaten şu anda hayatın kendi istediğin gibi, kendi hayallerinin sonucu ürettiğin bir hayat, sana zor gelen yanı bunu kabullenememek, sevmemek. Zor ve çözülemez gibi görünen sıkıntılı bir dönem öncesi biliyorsun ki korkuların olmasa her şey sorunsuz bir şekilde çözülecek ve kendine dert etmeden stressiz yaşacaksın. Yani bir bilge gibi umursamaz ama bilinçli, her evresini olgunlukla seyrederek. Bu dönemin tüm sıkıntıları gözünün önünden geçerken, bu süreç içindeki diğer kişiler muhteşem dersler alacak, sıkıntılar ve çıkmazlar onları tüm sınırlarına kadar zorlayacak, sonuçta öğrenecekler. Hayata daha iyi bakmayı öğrenecekler. Mutlu olmalısın çünkü O’nlar gelişiyor ve bu sıkıntılar önemsiz, hepsi birer yanılgı ve hepsi sonuca giden değişik yollardan sadece senin görmek istediğin. Zevkle seyretmelisin çünkü bu güzel bir süreç. Ama zor, seyretmek ve keyif almak yerine korkup kapana kısılmak sana ilkel bir düşünce gibi gelsede korkuyorsun, bu ilkellik sana kolay geliyor ve vazgeçmiyorsun. Korktuğun ve kaçtığın şeyler senin yarattığın dünyan ve sensin sadece bunun farkına varman bile dünyanı değiştirebilecek çok büyük bir adım. Bu senin dünyan senin hayatın, sen yarattın neden korkasın....

4 Haziran 2009 Perşembe

TANRILAR OKULU SESLİ KİTAP


Tüm dünyada yaygınlaşan ’audio book-sesli kitap’ sektörüne Sertab Erener'de girecek. Ünlü şarkıcı, Prof. Stefano D’Anna’nın ’Tanrılar Okulu’ adlı meşhur kitabını seslendirecek. Böylece D’anna’nın kitabı dünyada ilk kez Türkiye’de sesli kitaba dönüşecek.


Ünlü şarkıcı Sertab Erener , okuduğu ve çok etkilendiği ’Tanrılar Okulu’ kitabını vakti olmayanlar için okuyarak, ’audio book-sesli kitap’ sektörüne adım atacak. İtalyan yazar Prof. Stefano D’Anna’nın pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de ’best seller’ olan kitabı ’Tanrılar Okulu’nu ilk kez Sertab Erener, sesli kitaba çevirecek.


European School Of Economics’in kurucu rektörü Stefano D’Anna’nın yaptığı konuşmayı dinlemek üzere geldiği ’Forum İstanbull 2009’ konferansında görüştüğümüz Sertab Erener, tüm dünyada yeni bir eğilim olarak yaygınlaşan sesli kitap konusunda yürüttükleri çalışmaları anlattı. İtalyan yazar D’Anna’nın best seller kitabı Tanrılar Okulu’nun 40 sayfalık bir özetini okuyacağını dile getiren Erener, pekçok ülkede çok satanlar listesine giren bu kitabın ilk kez kendisi tarafından seslendirileceğine dikkat çekti.

28 Mayıs 2009 Perşembe

BENLİĞİMİ YAŞAMIMIMIZ YARATIR


Hoş olmayan durumların veya felaketlerin altında iki büklüm olmak ve olan biteni son derece ciddiye almak , dünyanın hüzünlü betimlemesini güçlendirerek bu olaylara süreklilik katar.


Kişi başına gelen durumlara karşı tavrını değiştirdiğinde, başına gelecek olayların doğasıda zamanla değişir.


Benliğimiz yaşamımızı yaratır...

23 Mayıs 2009 Cumartesi

TANIMLAMALAR


Konfüçyus'a öğrencisi sorar;


- Hocam eğer bir kral size, düşüncelerinize göre idare edebileceğiniz bir toprak parçası verse ilk olarak ne yapardınız?


Konfüçyus'un cevabı;


- İlk olarak , kelimelere gerçek anlamlarını iade ederdim...


Eksik yönümüz tanımlamalar.Bildiğimizi sandığımız çoğu şeyi tanımlamada zorluk çekeriz.

Oysaki tanımlamak aslında sorunu çözmekle eşdeğer.Örneğin bir doktorun hastayı iyileştirmek için yapması gereken ilk şey nedir? Elebbeteki hastalıkla ilgili tanımlamayı yapmak, tanıyı koymak.


Kavramları tanımaktan önemli olan ise kendimizi tanımak


Geçip bir aynanın karşısına soralım kendimize


- Kimsin sen ? Kendini bana anlatır mısın?


Ya da biri bize bu soruları sorsa... İlk akla gelen cevaplar


"iyi biriyimdir" "ben benim" "insanım" ya da karşı soru "sen kimsin?" olur...


Günde 1 saat kendimize ayırabilsek, düşünceye dalabilsek,kendimize cesurca sorular sorup cevaplıyabilsek...


- Ben Kimim ?

- Yaşama Amacım Nedir ?

- Hayallerim Nedir ?

- Korkularım Nedir ?

- Kuşkularım Nedir ?

- Güçlü ve Güçsüz Yönlerim Nedir ?


Kişisel envanterimizi çıkarabilsek,


Kişisel Anayasamızı oluştursak,


Vizyonumuzu belirleyip, bizi bu vizyona götürcek hedefleri bulsak,


Yani bir şekilde kendimizi tanımlıyabilsek, teşhisi koyup, tedaviyi bulsak, nasıl bir hayatımız olurdu?

21 Mayıs 2009 Perşembe

BİR GARİP ORHAN VELİ




Orhan Veli'nin Ölüme Yakın adlı şiiri, Dreamer'ın dediği gibi

ölümün son iyileşme olduğunu ne güzel anlatıyor.


Ölüme Yakın


Akşamüstüne doğru, kış vakti;

Bir hasta odasının penceresinde;

Yalnız bende değil yalnızlık hali;

Deniz de karanlık, gökyüzü de;

Bir acaip, kuşları hali.


Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;

---Akşamüstüne doğru, kış vakti---

Benim de sevdalar geçti başımdan,

Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;

Zamanla anlıyor insan dünyayı.


Ölürüz diye mi üzülüyoruz:

Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada

Kötülükten gayri?


Ölünce kirlerimizden temizlenir,

Ölünce biz de iyi adam oluruz;

Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,

Hepsini unuturuz.


MAITREYA (THE FUTURE BUDDHA)


Bir diyalog ;

“Biz rüyalarımızdaki hayatı yaratırken bil bakalım model kim?”
“Hiçbir fikrim yok”
Model olarak tüm dünyayı yaratan sonsuz güce sahip yetkiyi taklit ediyoruz.Bu güce ister Tanrı de ister evren yada ister Doğa de.Takacağın etiket yalnızca bir kelimedir.Ben etiketlere takılmaktan pek hoşlanmam.Önemli olan şu : İstediğin şeyin peşine düştüğünde bunu sevgiyle ve tutkuyla yaptığında,yıldızları ve denizleri yaratan o enerjiden yararlanıyorsun.Hayatına bir tür sihir girmeye başlıyor ve anlamadığın olaylar birbirini izliyor.Karşına doğru yolda olduğunu gösteren işaretler çıkıyor.Arabanı eve doğru sürerken peşpeşe on yeşil ışıktan geçiyorsun,bir kere bile kırmızı ışıkta beklemiyorsun.Cesaretini toplayıp akşam çıkmayı teklif ettiğin insanın senin için uygun biri olup olmadığını düşünmeye başlıyorsun.Belki doğru kişi doğru zamanda telefon edip seni arıyor,kapmaya çalıştığın işin sana uygun olup olmadığını konuşuyorsunuz.
Eski bir söz vardır : Zamansal rastlantılar Tanrı’nın isimsiz kalma yöntemidir.